Iman Aldebe, bugün dünyada türban tasarımında akla ilk gelen isimlerden biri. Ürdün asıllı İsveçli ünlü turban tasarımcısı Aldebe hem aktif bir sosyal medya kullanıcısı hem de kendi markasını oluşturmuş bir iş kadını. İsveç Polis Teşkilatı ve İsveç İtfaiyesi’nin başörtülü çalışanları için üniforma tasarlayan Aldebe, bugün sadece Arap coğrafyasında değil bütün dünyada kadınların ve moda markalarının ilgi ile takip ettiği bir isim. İlk önce sosyal medyada videolarını paylaşan Aldebe, bugün kendi markası Happy Turban’ı kurmuş ve moda devleri için tasarım yapan bir isim. Müslüman kadının iş hayatında daha fazla yer bulması için böyle bir yola girdiğini söyleyen modacı ile Stockholm’deki atölyesinde bir araya geldik. Ünlü modacı hakkında tüm merak edilenleri  Türkiye’nin ilk arapça gezi, yaşam ve ekonomi dergisi Alwali’ye anlattı.

Hikayeniz nasıl başladı? Sizi insanlar önce sosyal medyada gördü. Tasarımlarınızı oluşturma serüveniniz nasıl gelişti?

Türban tasarlamaya başladım çünkü insanlar bana sürekli başörtümü nasıl böyle değişik yöntemlerle bağladığımı soruyorlardı ve nasıl bağladığımı bilmek istiyorlardı. Sonra bunları Youtube’da yayınlamamı istediler. Bu videolar çok büyük ilgi gördü. Böylece hazır giyim türbanları tasarlamaya başladım. Çünkü insanlar türbanlarını benim gibi güzel düşünüp güzel bağlamakta ve stil vermekte çok zorlanıyorlardı.

  • Bunu yapmadan önce de türban takıyor muydunuz?

Evet başörtüsünü normal şekilde takıyordum. Sonra değişik stillerde, şekillerde bağlamaya başladım. Çünkü Müslüman kadınların çoğunlukla iş bulmakta zorluk çektiklerini fark ettim. Batı toplumlarında insanlar başörtüsünü hep kötü şeylerle bağlantı kuruyordu.

  • Hazır türbanları ve kendi markanızı oluşturmaya nasıl karar verdiniz?

Başörtüsünü değişik şekillerde tasarlıyordum. İnsanların de kendi istedikleri stilde bağlamalarını istiyordum. Ama çoğu insan başörtüsünü nasıl bağlayacağını bilmiyordu. O yüzden hazır giyim türban üretmem gerekiyordu. Böylece insanlar bu hazır giyim türbanları kolaylıkla takabileceklerdi ve üstelik türbanı değişik şekillerde bağlayabileceklerdi.

  • Tasarımcı olma sürecinizden bahseder misiniz? Sizin için en motive edici şey neydi?

Tasarımcı olmak gibi bir planım yoktu. Bildiğim kadarıyla annem ve arkadaşları genç yaşlarında hiç moda giysiler giyinemediler. Güzel kıyafetler giyinemediler, hep bol kıyafetler giyidiler. Büyük başörtüler taktılar. Ben de başörtüsünü daha güzel, aynı zamanda daha moda ve batı toplumlarına daha uyumlu yapmak istedim. Lise yılları boyunca tasarımlarımla ilgili çalışmalara başladım. Gelinler ve mezuniyete hazırlanan kızlar, özel partilere gidecek Müslüman kadınlar için başörtü tasarımları yapmaya başladım. Çünkü onlar kendilerine yakışacak bir model bulamıyorlardı. Tasarım maceram böylelikle başlamış oldu.

  • İsveç’te moda ile ilgilenen bir Müslüman olmaktan bahseder misiniz? İsveç’te değil, başka bir Avrupa ülkesinde olsaydınız yine aynı olur muydu?

Çok zor bir soru. Bence İsveç birçok konuda ilklerin ülkesi. Örnek vermek gerekirse Müslümanlar bu ülkede modasını modern yapmak konusunda. Çünkü ülkenin sekiz ayı karanlık. Bazı insanlar daha yaratıcı oluyorlar çünkü evde çok zaman geçirdikleri için düşünmeye daha çok vakitleri oluyor. Sınırları zorlamaya başlıyorlar. Farklı kültürlerle bir araya geliyorlar. Yeni şeyler yaratıyorlar. Bunu müzikte, moda ve sanatta gördük. Bence İsveç yeni şeyler üretme isteği konusunda diğer Avrupa ülkelerinden çok ileride.

  • Batılı modacıların özellikle son dönemlerde podyumda başörtüsü tanıtmaları tartışma konusu oldu. Sizce başörtüsü kimliği görünürlük mü kazanıyor ya da bu yeni bir pazar için adım mı?

Bu yıl özellikle türban ve başörtüsü 2018 yazının en büyük trendi oldu. Podyumlarda ve Milano moda haftasında türban ve başörtüsünü gördük. Büyük moda evleri başörtüsü ve türbanı kullandı. Bu pozitif ve negatif yorumlara neden oldu. Ben kendi markamla özellikle başörtüsü takan Müslüman kadınların görünürlüğünü arttırmaya çalışıyorum. İş bulmalarını sağlıyorum. Çünkü batı toplumlarında eğer başörtüsü takıyorsan iş bulmak çok zor. Bence bir çok tasarımcı kadınlara kimliklerini moda ile kazandırmaya çalışıyor. Böylelikle Müslüman kadınlar böyle kıyafetler giyinmeye  karar verirlerse, görünüşlerinden dolayı yargılanmaz. Giysileriyle kimliklerini gösterebilirler.

  • Müslüman kadınların sosyal hayatta daha çok var olması için bu işi yaptığınızı söylüyorsunuz. Bunun temelinde hangi düşünceler yatıyor?

20’li yaşların başlarında başörtüsü takan Müslüman kadınların en büyük problemi iş bulamamaktı. Özellikle de 11 Eylül saldırılarından sonra bir şeyler yapmak gerektiğini düşündüm. Siyasete girmek ve yıllarca değişimin olmasını beklemek yerine sanat ve moda ile bir şeyleri değiştirmeye karar verdim. Müslüman kadınların iş bulmalarına yardımcı olmak için kıyafetlerini değiştirmek ve modernleştirmek istedim. Başörtüsünü günlük hayat ve iş üniformaları için uyumlu hale getirdim. Eşleştirmeye çalıştım. Başörtüsünün çok pratik olmasına ve günlük hayatta kolay takılmasını sağlamaya karar verdim. Aynı zamanda batı dünyasındaki trendlerle uyumlu olmalarını sağladım.

Çoğu Müslüman kadınlar kıyafetlerini Ortadoğu’daki farklı ülkelerden alıyorlardı. Oradaki başörtüler Avrupa’da yaşadığı ülkenin trendlerine uyumlu değildi, ülkenin trend olan kıyafetleriyle kıyasladığında Müslüman kadınlar değişik kıyafetlerinden dolayı ortama ayak uyduramıyorlardı. Ortadoğu’nun kıyafetleri çok pratik değildi. Örneğin otobüse koşmak istiyorsun, ama kayma tehliken var. Aynı zamanda kıyafetlerin kalitesiz. Bu yüzden İsveç’te modern Müslüman bayana uyacak giysileri bulmakta çok problem çekiyorduk. O yüzden bunu değiştirmem gerekiyordu.

  • İsveç polisi ve askeri için türban tasarladınız? Sizin için nasıl bir deneyimdi?

Evet. Aynı zamanda itfaiyeciler içinde. Yaptığım hiçbir şeyde planım yoktu. Hem Batı tarzında bir bayan için hem de Modern Müslüman bayan için uyumlu kıyafetlerin olduğu bir sektör olmadığını düşündüm. Böylelikle bu sektörü yaratmak zorundaydım. Müslüman ve batı kültürü arasında ilişkileri kurmak istedim. Müslüman kadınlarla ilgili daha olumlu bir resim yaratmak istedim.

  • ‘Happy Turban’ markanız hakkında konuşabilir misiniz? İsveç ve Avrupa’da da gayrimüslim bir kitleye ulaştınız.

‘Happy Turban’ markam daha çok bir deney gibiydi. Farklı ülkedeki insanların neler aradığını bilmek istedim. Ben daha çok türbanı Dubai’de satacağımı düşünüyordum ancak en çok türbanı Paris’te sattım. Bu yüzden insanların ne istediğini görmek gerçekten çok ilginçti. Bence Fransız halkı türbanı farklı kültürlerle karma yaparak tasarlamamı sevdi. Ayrıca doğu toplumu ile, batı ve Avrupa toplumları arasında köprü kurma fikrimi de sevdiklerini düşünüyorum.

 

  • Türban bu sezon çok trend. Bu durum ilgiyi artırdı mı?

Büyük moda evlerinin benim 2015’ten bu yana yapmış olduğum işten ilham aldıklarını görmek gerçekten çok ilginçti. CNN’in benimle bir belgesel çekimi gerçekleştirmesini görmek ilginçti. Evet ilgi giderek artıyor.

  • Tasarımcılar şimdi birbirleriyle işbirliği yapıyor. Örneğin, bir çorap tasarımcısı bir moda tasarımcısı veya gözlük tasarımcısıyla bir araya gelebilir. Bu tür bir iş birliği yaparsanız kiminle çalışmak istersiniz?

Büyük bir soru. (Gülüyor) Bunu böyle söyleyemem. Şu an hali hazırda bir İsveç markasıyla işbirliğim var. Geleceğin ne getireceğini kimse bilemez.